“Bir Adam Girdi Şehre Koşarak” Tarık Tufan

Kitabın Yazarı: Tarık Tufan

Yayınevi: Profil Kitap

Kitap Türü: Deneme

Yayım Yılı: 2017

Sayfa Sayısı: 120

Arka Kapak Bilgisi

Camlardan ölesiye sarkan gündelikçi kadınlar, elindeki eczane poşetleriyle çaresiz bekleyen yaşlı adamlar, pazar yerlerinden artık toplayanlar, eskimiş kıyafetleriyle düğün salonlarında şarkı söyleyenler, sefer tasından utanan genç adam ve diğerleri.

Şehrin ötekileri yani.

Biraz Raif Efendi, biraz Maria Puder, Sartre, Bachelard, Anna ve biraz Kudüs.

Karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir şehirde hayatta kalabilmek için her şey.

Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulabilmek için yani.

Tarık Tufan, “Bir Adam Girdi Şehre Koşarak” kitabında her şey hızla akarken, yavaş gidenleri, yorulanları, rekabete güç yetiremeyenleri ve onların mekanlarını anlatıyor.

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak / Tarık Tufan

Yazarın,‘Hayal Meyal’ ile ‘Ve Sen Kuş Olur Gidersin’ kitaplarından sonra deneme tarzında yazdığı bir eserini de okumuş oldum. Alıştığım tarzından farklı bir eser olması başta biraz bocalamama neden oldu açıkçası.

Daha önce kitapları ile ilgili bahsettiğim, öykünün sonunu okuyucuya bırakma duygusu bu kitap için de geçerli. Hatta birkaç sayfadan oluşan kısa denemeler olduğu için bu yarım kalmışlık duygusunu daha çok yaşadım.

“Yakama yapışan cümleleri yazdım.” diyerek başlıyor eser ve daha  ilk cümleden insanı kitabı okumaya teşvik ediyor. Her denemeden aynı şekilde etkilendim dersem beklentiyi çok yükseltmiş olurum sanırım. Ancak her şartta okunabilecek bir eser derim. Yalnız daha önce yazarın başka bir kitabını okumadıysanız başlamak için belki de uygun olan eseri bu değildir. Naçizane bir öneri.

Eserde Geçen Satırlardan;

“Gitmek istemezsen, bir şiir miktarı kadar otursak diyorum.”

“İnsan zekâsıyla değil kalbiyle uçmayı öğrenebilir…”

“Ve bir dost ölünce onunla birlikte dünyanın en güzel şeyleri de ölüyor.”

“Çünkü kadınlar, konjonktür denile belirsiz düşmanın tehditlerine aldırmadan, sadece kalplerinde yanan cılız bir ışığın peşine düşebilecek kadar cesurdurlar.”

“Veda etmek için önce bir araya gelmek gerekir. Bu acımasız hayat sana veda edebilme şansını bile çok gördü bana.”

“Benim uzun susuşlarımda sakladığım ve damarlarımı çatlatacak kadar dışarı çıkmaya meyyal cümlelerim var.”

Bu yazıyı paylaşın!

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir