“Emiyor mu?” Hande Birsay


Kitabın Yazarı: Hande Birsay

Yayınevi: İndigo Kitap

Kitap Türü: Annelik-Babalık-Aile

Yayım Yılı: 2017

Sayfa Sayısı: 216

Arka Kapak Bilgisi

Mükemmel Annelik Beni Teğet Geçti

“Nasıl doğdu?”
“Normal doğurdun değil mi?”
“Niye ağlıyor?”
“Bu çocuk aç.”
“Kucağa alıştırmışsın.”
“Ben hamileyken 2 kilo almıştım, emzirirken 32 kilo verdim.”
“Sen daha dur, bunlar iyi günlerin.”
“Saçını kestir, erkek çocuk uzun saçlı olmaz.”

Ve hemen her yeni annenin duyduğu o meşhur soru: “Emiyor mu?”

Anneliğimin ilk zamanlarında kendimle ve kitaplardan okuyup da “Böyle bir anne olacağım” diye yemin ettiğim, ancak çok kısa sürede tarumar olan mükemmel annelik hayallerimle savaştığım yetmiyormuş gibi bir de yeni anne dedektörleriyle savaştım; bu topraklarda doğuran tüm analar gibi.

Sonra bunlardan rahatsız olmamaya, hatta kendi üzerimizde kurduğumuz ve farklı biçimlerde karşımıza çıkan tüm bu baskılarla eğlenmeye; başta kendime, tüm büyük konuştuklarıma, hepsine #hihieved demeye başladım.

Annelik deneyimimde hiçbir şey, herkesin her şeyi bildiği ve anlattığı gibi olmadı.
Mükemmel annelik beni teğet geçti.

İyi ki de geçti.

Emiyor mu? / Hande Birsay

10 yıl boyunca bir çok kanalda ve gazetede muhabirlik, editörlük ve yazarlık yapan, Fransiz Lisesi ve ardından Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Hande Birsay ilk kitabını çıkardı. Sosyal medya hesabından severek takip ettiğim yazar bu özgeçmişin ardından, ‘Mükemmel annelik beni teğet geçti, iyi ki de geçti.’ dedi ve ilk kitabı “Emiyor mu?” yu yayınladı.

Çıkar çıkmaz aldım, hatta daha çıkmadan sipariş verdim. İnstagram hesabındaki dili ile karşılaşıyorsunuz kitabında da. Edebi değil ancak tam olarak yaşadıklarını anlatan bir dil. Daha ilk satırından okuyucunun içine işlemeye başlıyor samimiyeti. Kitabı elinize alır almaz daha kapak tasarımından, içindekiler kısmında yer alan konu başlıklarından, içindeki fotoğraflı içerikten, başarılı çizimlerden sizi nasıl bir şeyin beklediğini az çok anlıyorsunuz.

Sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan toz pembe hayatlar aslında ne kadar doğru? #hihieved bunları çok tatlı bir dille, kendini işin içine katarak anlatıyor.

Felaket tellalı, sürekli akıl veren, her konuda bilgisi olan ve yalnızca iyi niyetli sosyal çevreden, bekârlığında ya da henüz çocuğu yokken en iyi annenin nasıl olması gerektiğini herkesten iyi bilenlerden, çocuklu çalışanlara son derece anlayışla yaklaşan patronlardan, kayınvalide ve görümce gibi unvanlar kazanan aile üyelerinden son derece başarılı kesitler sunmuş yazar. Herkes aynı değil belki ama yazarın da dediği gibi yaşasın genellemeler!

Hamile olanlar, olmayanlar, çocuk düşünenler, düşünmeyenler, hiç düşünmeyecek olanlar, evliler ya da bekârlar hiç ayırım yapmadan hepiniz okuyunca keyif alacak, moral bulacaksınız. Mükemmel anne olamadım, olamam diye üzülmeyin. Öyle birşey yok varsa da henüz gören olmadı.

Eserde Geçen Satırlardan;

“Çift çizgiyi gördüğünüz o andan itibaren unutulmaması gereken bir şey var: Kırılacak porselen bir vazo değilsiniz; sadece hamilesiniz.”
“Bir lohusanın belli başlı ve en önemli görevi -elbette bitip tükenmeyen misafirleri ağırlamaktan sonra- süt üretmektir.”
“Çocuk büyütme işinde denklem basit. Çocuk en başından düzenin içine doğarsa, sonrasında tüm aile fertleri gün planlamasında rahat ediyor. Okuduğum kitaplarda hep böyleydi.”
“Bekarlık günlerinden beri tekrarlarım. Bu meseleler hep eğitim ve doğru yaklaşım işi. Her şey anne babada bitiyor. “Yapma” dersin yapmaz. Ha benimki ilkinde yapmıyor ama sizinkilere iki dersin üç dersin dördüncü de yapmaz.”
“Bebek kucakta sallanarak, hop hop yaparak uyutulmaz. Hele ayakta hiç sallanmaz. Yatağına koyarsın, poposuna pat pat yaparsın, uyur. Annem beni hep böyle uyutmuş. Bu tamamen alıştırma işi.”

Bu yazıyı paylaşın!

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir