“Mecburiyet” Stefan Zweig

Kitabın Yazarı: Stefan Zweig

Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları

Kitap Türü: Roman

Yayım Yılı: 2017

Sayfa Sayısı: 56

Arka Kapak Bilgisi

Savaş karşıtı görüşleriyle tanınan Zweig I. Dünya Savaşı boyunca bu görüşlerini yaymayı kendine misyon edinmişti. Avrupalı ve “dünya vatandaşı” kimliğine büyük değer veren yazar, yapıtlarında savaşın yıkıma uğrattığı “eski dünya”nın değerlerinin kayboluşunu büyük ölçüde dert edinmiştir. Mecburiyet ’in ana karakteri ressam Ferdinand da savaş sırasında askere alınmamak için İsviçre’ye kaçmıştır. Bir gün askerliğe elverişliliğinin tespiti için konsolosluğa davet edildiğinde, karısının şiddet karşıtı duruşuna ihanet etmemesi yolundaki telkinlerine karşın kendini gitmek zorunda hisseder. Görev duygusu, savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalmıştır. Ferdinand her ne kadar “insanlığın ötesinde bir vatanı” olmasa da, “yirmi milyon insanı boğan o zinciri” kıramayacağını düşünür…

Mecburiyet / Stefan Zweig

Birinci dünya savaşı döneminde, savaş karşıtı olduğu için ülkesinden kaçan ve eşi ile birlikte İsviçre’ye yerleşen Ferdinand’ın vicdanı ile yaşadığı gelgitlerin konu alındığı kitap, tam bir Stefan Zweig eseri. Daha önce okuduysanız ne demek istediğimi anlayacaksanız. Henüz okumadıysanız ve merak ediyorsanız da yazarla tanışmak için doğru bir kitaplarından biri.

Her zamanki sade dili ve akıcı üslubuyla, çok kolay okunan kısacık bir kitap. Yazarın en sevdiğim özelliği, hikayeyi ağdalı bir anlatımdan uzak, temiz bir şekilde okuyucuya sunması. İnsan psikolojisini okuyucuya geçirmedeki başarısı okuduğum on kitabında da beni en çok etkileyen özelliklerinden.

Hikaye, kaçtığı dönemde de aslında özgür olamayan, kaçmanın vermiş olduğu vicdan azabı ve korkuyla yaşayan ressam Ferdiand’ın bir gün bir mektup alarak savaşa çağrılmasıyla başlıyor. Vicdan, vatan sevgisi ve çok sevdiği eşi arasındaki çıkmazda, korku, vatan, özgürlük kavramları arasında gidip gelen Ferdinand’ın tüm hislerini okurken siz de hissedeceksiniz.

Eserde geçen satırlardan;

“Vatan onun için artık daha çok bir hapishane, bir mecburiyetti. Yabancı diyar ise dünyadaki vatan, Avrupa insanlık demekti.”

“Ben de tek bir vazifem olduğunu biliyorum, insan olmak ve çalışmak.”

“Bu açıklanabilecek bir şey değil. Bu bir nevi mecburiyet. Ve ben 20 milyon insanı boğan o zinciri kıramıyorum, kıramam.”

“Tüm dünya yerle bir olurken, insanın kendisi için çalışması bir suç. Günümüzde artık hiç kimse sadece kendisi için hissedemez, kendisi için yaşayamaz.”

“Hayatını feda edeceksen neden inandığın bir şey için etmiyorsun?”

“İnsan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil.”

“Bu doğru değil. Dünya onlara izin verdiği sürece güçlüler. Tek bir birey herhangi bir kavramdan daha güçlüdür her zaman, fakat kendisine inanmalı, iradesine sahip çıkmalıdır.”

Bu yazıyı paylaşın!

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir