“Masumiyet Müzesi” Orhan Pamuk – BuMesele

“Masumiyet Müzesi” Orhan Pamuk

Kitabın Yazarı: Orhan Pamuk

Yayınevi: İletişim Yayınları

Kitap Türü: Roman

Yayım Yılı: 2008

Sayfa Sayısı: 586

Arka Kapak Bilgisi

“Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.”

Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk’un üzerinde altı yıldır çalıştığı harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor…

Masumiyet Müzesi’ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz.

1975’te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen, İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun’un hikâyesi: Hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.

Ülkemizde ve dünyada milyonlarca okurun sevgi ve hayranlığını kazanmış olan, kitapları elli sekiz dile çevrilen ve her yeni romanı büyük merakla bütün dünyada beklenen Pamuk, okurlarına unutulmaz rüyalar gibi, akıllardan hiç çıkmayacak sarsıcı bir hikaye anlatıyor.

masumiyet-muzesi

Masumiyet Müzesi / Orhan Pamuk

Orhan Pamuk denince akla gelen ilk eserlerden biri “Masumiyet Müzesi”. Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve okuduğum her kitabında bir kez daha hayran kalıyorum.

Nobel Edebiyat ödüllü başarılı yazar, kitabı yazarken müzeyi de hep birlikte düşünmüş. Roman 2008 yılında yayımlanıyor ancak müzenin açılışı ise 2012 baharına kalıyor. 2014 yılında Avrupa’da “Yılın Müzesi Ödülü” nü kazanmış. Kitabı yeni bitirdim, bir an önce gidip müzeyi görmek ve sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Birçok eleştiriye konu olmuş müze fikri çok başarılı bence. Çok büyük bir emek isteyen bu iş oldukça ilgi görmüşe benziyor. Ziyaret edilmeye de devam eder umarım.

Kitap içerisinde bir defaya mahsus bir bilet de yer alıyor.

masumiyet-muzesi

Roman boyunca gerçekle hayal arasında gidip geleceksiniz. “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” diye başlıyor roman. Kemal’in Füsun’a duyduğu aşk, tüm hissettikleri roman boyunca en ince detayına kadar anlatılıyor. Başlangıçta ters geliyor yaşanan aşk, zira nişanlı olan Kemal bu yasak aşkı uzak da olsa akraba olan biri ile yaşıyor. Bir süre sonra artık takıntı haline gelen aşkın, kitabın sonlarına doğru ne denli gerçek olduğunu görüyorsunuz.

Hiç bir zaman birlikte olamayacağını bilsen bile, bazen sadece görebilmek, yanında olabilmek bile yeter insana. Tabi eğer gerçekten seviyorsan…

Eserde geçen satırlardan;

“…ama annem yaptırdıkları apartmana “Hürriyet”, “İnayet”, “ Fazilet” gibi adlar verenlerin, aslında bütün hayatlarını bu değerleri çiğneyerek geçirmiş kişiler arasından çıktığını söylerdi.”

“Bana şimdi hiç yalan söyledin mi?”

“Hayır.”

“Bana Yalan söylemeni isterdim aslında… Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler.”

“Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez.”

“… insan eğer hayatının en mutlu anını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünecek kadar iyimser olur.”

“Şimdi çok pişmanım, dedi babam. Ona yeterince iltifat edemediğim, ne kadar tatlı, ne kadar hoş ve değerli biri olduğunu binlerce kere söyleyemediğim için çok pişmanım. Altın kalpli, alçak gönüllü, zeki ve çok da güzel bir kızdı… Oğlum bir kadına, zamanın, iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım.”

“Bence kültürlü ve uygar olmak da herkesin birbiriyle eşit ve özgür olması değil, herkesin kibarca diğerleriyle eşit ve özgürmüş gibi davranmasıdır.”

“Gerçek aşkın büyük bir dikkat ve şefkat olduğunu hissedeceksiniz!

“Bakışmak, hiçbir kelime kullanmadan bakışlarımızla karşımızdakine kendimizi anlatma yoluydu.”

“İnsanın geceleri, derin, duygusal ilişkilerle ve hatıralarla bağlı olduğu eşyalarla aynı mekanda uyumasından güzel ne olabilir!”

“Saatler ve takvimler, bize unuttuğumuz zamanı hatırlatmak için değil, başkalarıyla olan ilişkimizi ve aslında bütün toplumu düzenlemek için yapılmışlardır. “

“Gerçek müzeler, Zamanın Mekana dönüştüğü yerlerdir.”

“Masumiyet Müzesi, İstanbul’da öpüşecek bir yer bulamayan aşıklara sonsuza kadar açık kalacaktır.”

http://tr.masumiyetmuzesi.org/

 

 

Bu yazıyı paylaşın!

Bir Yorum Ekleyin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir