Cingöz Recai – Atanamamış Sherlock Holmes – BuMesele

Cingöz Recai – Atanamamış Sherlock Holmes

Vizyon Tarihi: 13 Ekim 2017

Yönetmen: Onur Ünlü

Senarist: Pınar Bulut, Kerem Duran

Müzikler: Hasan Özsüt

Yapımcı: Hayri Aslan

Uygulayıcı Yapımcı: Ali Akdeniz

Görüntü Yönetmeni: Vedat Özdemir

Kurgu: Emre Boyraz

Sanat Yönetmeni: Çağrı Aydın

Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu, Haluk Bilginer, Meryem Uzerli, Musa Uzunlar, Fatih Artman, Algı Eke, Ushan Çakır, Selim Bayraktar.

Tür: Aksiyon, Polisiye

Ön Bilgi: İlk sinema deneyimini, senaristliğini, yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptığı 2006 yapımı Polis adlı film ile yapan Onur Ünlü’nün son filmi Cingöz Recai, Peyami Safa’nın ‘Server Bedi’ ismi ile yazdığı ve Arsen Lüpen’den (Arsène Lupin) esinlendiği hırsız karakteri konu alıyor.

13 Ekim 2017 tarihinde vizyona giren bu film, Cingöz Recai’nin 3. beyaz perde uyarlaması. Cingöz Recai’yi Turan Seyfioğlu’nun canlandırdığı 1954 yapımı ilk filmin yönetmeni Metin Erksan’dı. Ayhan Işık’ın Cingöz Recai rolünü üstlendiği 1969 yapımı filmin yönetmeni ise Safa Önal’dı.

Cingöz Recai – Eleştiri:

Bu yazının başlığında aslında herhangi bir Görevimiz Tehlike yada James Bond filmine de gönderme yapabilirdim. Zira Cingöz Recai bana hepsini biraz anımsattı. Lakin hepsinden biraz var, ama hiç birinden tam yok cümlesi buraya bence cuk oturacak. Bu cümleyi yazının devamında biraz daha açacağım ama önce beğendiğim kısımlara bir değineyim.

Film muhteşem St. Petersburg görüntüleri ile başlıyor. Yönetmen Onur Ünlü, açılış sekansında şehrin güzelliğinin hakkını veren görüntüler yakalamış. Filmin genelinde de çekimler, kamera açıları, tercih edilen mekanlar ve film karesine yansıyan neredeyse bütün görsel elementler göze oldukça hoş geliyor.

Ayrıca Cingöz Recai rolünde Kenan İmirzalıoğlu ve Komiser Mehmet Rıza rolünde Haluk Bilginer tercihleri filmin önemli artıları. Cingöz Recai muzip, yerine göre kurnaz ama iyi niyetli bir hırsız. Tam bir “vigilante”. Yani kanuni yetkisi olmadığı halde kendi kafasına göre adalet ve düzen sağlamayı amaçlayan kişi. Kenan İmirzalıoğlu bu rolde oldukça başarılı.

Her iki aktörün performansında da kendilerinden ziyade, hikayeden kaynaklanan bazı sıkıntılar var. Bazen her ikisi de büründükleri karakterlerin karikatürleri gibi oluyorlar, bazen de gayet ciddi bir şekilde “görevimiz tehlikecilik” veya “sherlock holmesçülük” oynamaya başlıyorlar.

Haluk Bilginer otobüsün kontrolünü eline aldığında gözümün önüne “Speed” filmindeki Sandra Bullock geldi. Film tıpkı bu sahnede olduğu gibi, sağdan soldan aşırma hissi veren, özgünlükten uzak klişe sahnelerle dolu. Görevimiz Tehlike yada James Bond serisinden çıkmış gibi duran, üzerlerinde yerli beyaz eşya üreticilerimizden birinin logosunun yer aldığı çakma teknolojik cihazlara hiç girmeyelim bile. Kendimi 2 saatlik bir reklamın içinde bulacaksam, en azından o reklamın ilginç ve eğlenceli olmasını beklerim.

Eğer bu film arada kalmak yerine gidebileceği 2 yönden birini tercih etseydi, bugün burada farklı şeyler yazıyor olurdum.

Yukarıda adı geçen Hollywood yapımlarının parodisi olmayı seçip onları baştan sona tiye alsaydı bence en doğru tercihi yapmış olurdu. Lakin film daha çok bir yerli James Bond veya Görevimiz Tehlike olmaya çalışmış ki, bu da ister istemez bizim gibi teknoloji üretmekten uzak bir ülkede oldukça eğreti durmuş.

Sherlock Holmes tarzı ağır çekim aksiyon sahnelerine yeltenmek güzel, ama alt tarafı devrilen bir inşaat iskelesi ve onun yanından arabayla geçen Cingöz Recai’yi dakikalarca slow motion ile tekrar tekrar gösterdiğiniz zaman, o devrilen iskelenin altında kalan filmin ta kendisi oluyor.

Eski Cingöz Recai filmlerini gözümün önüne getirdiğimde 1954 yapımı film, günümüz standartlarının yanına yaklaşamasa da daha bir polisiye hissi veriyor. 1969 yapımı Cingöz Recai filminde ise Ayhan Işık oldukça abartılı performansı, sinir bozan kahkahası ve defalarca kılık değiştirmesi ile aklımda kalmış. Son filmin fragmanında da Cingöz Recai’nin bin bir surat olduğuna ve kılıktan kılığa girdiğine değiniliyor. Filmi izlemeye gittiğinizde, yine fragmandaki gibi Cingöz Recai’nin bin bir surat olduğuna ve kılıktan kılığa girdiğine değiniliyor. Eğer fragmanda ve basında “bin bir surat Kenan” başlığı ile gördüğünüz tiplemeleri hikaye içinde görmeyi umuyorsanız çok beklemeyin. Fragmanda ne gördüyseniz o.

[Filmi izlemeyi düşünüyorsanız bu paragrafı okumayın] Filmin sonunda yerli ve milli süper kahramanımız Cingöz Recai, ülkemizin bütün düşmanlarını, yerli, milli ve hayali teknolojimizi kullanarak alt ediyor ve Türk’ün gücünü bütün dünyaya gösteriyor. Amerika’nın gücünü bütün dünyaya gösteren klişe Hollywood filmleri hakkında ne düşünüyorsam, bu film hakkında da onu düşünüyorum.

Son söz: “Ne yapsalar izlerim” diyen Haluk Bilginer ve Kenan İmirzalıoğlu hayranları kaçırmasın. Şahsen benim için ara ara umut verir gibi olsa da, neticede 2 saatlik bir zaman kaybı olmaktan öteye geçemedi ve ikinci kez izlenmeyecek filmler listeme girmeyi başardı.

Hikaye:2 out of 5 stars (2,0 / 5)
Oyunculuklar:3.9 out of 5 stars (3,9 / 5)
Sunum:3 out of 5 stars (3,0 / 5)
KARAR:2.5 out of 5 stars (2,5 / 5)
Bu yazıyı paylaşın!
Bir Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: Copyright © BuMesele.com / İzinsiz kullanılamaz.