“İnci” John Steinback

Kitabın Yazarı: John Steinback

Yayınevi: Sel Yayınları

Kitap Türü: Roman

Yayım Yılı: 2012

Sayfa Sayısı: 102

Arka Kapak Bilgisi

Bir Meksika halk hikâyesinden esinlenmiş İnci, bir zamanlar İspanya Kralı’na büyük zenginlikler getiren bir koyda yaşayan fakir bir inci avcısının, Kino’nun ve ailesinin hikâyesini anlatır. Kino’nun çocuğunu kurtarmak umuduyla daldığı denizden çıkardığı eşi benzeri görülmemiş inci, yalnızca umut değil yıkım da getirecektir. İncinin özü insanların özüne; Kino’nun kulaklarında çınlayan ve kasabaya yayılan İncinin Türküsü, ailenin, kötülüğün, umudun ve düşmanlığın türküsüne karışacaktır.
Steinbeck, Kino’nun derinliklerden söküp çıkardığı inci ile içinde yaşadığımız dünyaya ve insanın dramına ışık tutuyor.İnci / John Steinback

Fareler ve İnsanlar kitabının ardından hemen okumak istedim. Sürükleyici anlatımı ile başlar başlamaz bitti.

Kitabın konusu ile ilgili, Fareler ve İnsanlar kitabında olduğu gibi yine bir umut hikayesi diyebiliriz aslında. Fakirlik, umut, çaresizlik, hırs gibi birçok duyguyu bir arada anlatan ve hissettiren kitap ilk satırlarından sizi hikayenin içine çekecek.

Yoksulluk içinde yaşayan bir ailenin hikayesini anlatan kitapta, inci avcısı Kino’nun hasta çocuğu için yaptıklarını okuyacaksınız. Fakir oldukları için insan olarak hiçbir değeri olmayan insanların yaşadığı acılara şahit olacaksınız.

Bir gün Kino’nun bulduğu sıra dışı inci,

onları yoksulluktan kurtarabilecek mi?

ya da eski günlerini mi aratacak?

Hayatlarının nasıl değiştiğini okumak üzücüydü.

Yazar, anlatmak istediklerini, sade ve masalsı anlatımı ile tüm insani duyguları ele alarak okuyucuya geçiriyor.

Eserde Geçen Satırlardan;

“Bir şeyi çok fazla istemek iyi değildir. Bazen şans ters dönebilir yoksa.”

“İncinin özü, insanların özleriyle karışınca ortaya acayip, karanlık bir tortu çıkıyor, sonra çökeliyordu.”

“Bir hayal bir kere düşünülmeye görsün, öbür gerçeklerin arasındaki yerini alır ve bir daha asla yıkılmaz ama kolaylıkla saldırıya uğrayabilir.”

“Konuşmak alışkanlıktan başka neydi ki? Sözsüz de anlaşabilirdi insanlar…”

“Anlamak güç. Ta beşikten mezara dolandırıldığımızı biliyoruz. Yine de yaşamayı sürdürüyoruz.”

Bu yazıyı paylaşın!
Bir Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir