“Muhtelif Evhamlar Kitabı” Ömür İklim Demir

Kitabın Yazarı: Ömür İklim Demir

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Kitap Türü: Hikaye

Yayım Yılı: 2017

Sayfa Sayısı: 108

Arka Kapak Bilgisi

“Ne diyeyim, huzur tuhaf şey arkadaş, ancak kaybedecek bir şeyin kalmadığında gelip seni buluyor.”

Ömür İklim Demir, kalbini yalnızlıkla terbiye eden insanları, birbirini ıskalayan hayatları, eskidikçe güzelleşen, güzelleştikçe insanı dibe çeken anıları koyuyor önümüze. İs bağlamış sokakları, naftalin kokan paltoları, dördüncü ayakta yatan kuponları, hizada bekleyen bıyıklı tuzlukları, intihara meyilli tahta mandalları, hikâyesi hiç bitmeyen sokak bilgelerini, mesai mesai deliren beyaz yakalıları ve günlük yaşamın lime lime ettiği bütün evhamlı ruhları anlatıyor.

Muhtelif Evhamlar Kitabı’nda, öykünün sunduğu imkânları ve incelikleri, alçakgönüllü ama yetkin bir dille birleştiriyor. Sakin sakin, tane tane sıralıyor kelimelerini ve “anlatsan şiir olacak” o anların tablosunu çiziyor.

Muhtelif Evhamlar Kitabı /  Ömür İklim Demir 

Yazarın ilk kitabı olan “Muhtelif Evhamlar Kitabı” 2015 yılında yayımlanmış. Bense kitabı yeni okuyabiliyorum ve kendi adıma geç kaldığımı düşünüyorum.

Kitabı alırken kesinlikle bu kadar iyi olabileceğini düşünmemiştim. Ancak sizin de kafanızda benim gibi tereddütleriniz varsa hemen silin ve alıp okuyun derim.

Tarzı, bugüne kadar okuduğum tüm hikaye kitaplarından çok farklı. Yedi yıl ceza avukatlığının ardından bir de reklam yazarlığı yapmış olan yazarın, belki de mesleği gereğidir bu tarzı. Konulara nasıl bu kadar farklı açılardan bakabildiğine hayran kaldım. On adet kısa hikayeden oluşan kitap, sayfa sayısı çok olmadan da neler yazılabileceğini gösteriyor.

Bir insan aslında kaç insandır. Herkesin zannettiği gibi bir mi yoksa birden fazla mı?

Her hikayede kafanız başka türlü karışıyor. Mutsuz hayatlar, kaybedenler, gerçeklikten çıkıp düşüncelerde boğulanlar, iç sesleri ile kavga edenler, hepsi öyle doğru kelimelerle anlatılmış ki kahramanlarla aynı duyguları yaşıyorsunuz.

Eserde Geçen Satırlardan;

“Murat Bey de ona ‘Hayatımın ışığısın’ derdi, ‘Yaşımı dert etmezdim seni görene kadar ama şimdi ediyorum. Erkenden ölüp seni burada yalnız bırakmaktan korkuyorum.’ korktuğu gibi de oldu…”

“Yokluğu hissetmek kolay da anlaması zor. Bir vardı, bir yok oldu işte, gerisi boş laf.”

“ ‘Bir araya getirdiğim harfler beni anlatmaktan uzak’ demiş ya Tezer Özlü, benimki de o misal.”

“Böyle laflar edince, şiir gibi konuşuyorsun diyorlar, şiir değil ki bunlar diyorum, kafam karışık. Arada kafiyesi tutuyor farkında olmadan, o da başlangıç seviyesinde şizofreni belirtisiymiş.”

“Herkes o kadar birbirinin aynısı ki, gelenler gidenleri ya da gidenler gelenleri aratmıyor. Galiba bu yüzden, kalabalığın yalnızlıktan bir farkı yok.”

“ ‘Birçok insan, mutlu olduğunu bilmediği için mutsuzdur’ demiş Dostoyevski.”

“Ne diyeyim, huzur tuhaf şey arkadaş, ancak kaybedecek bir şeyin kalmadığında gelip seni buluyor.”

“Öyle güzeldi ki bizim dostluğumuz, içinden ölüm bile geçmedi.”

“… Hayal kırıklığıyla sevinç arası, henüz adı konulmamış bir duygu hissetti. Odasına geri döndü.”

Bu yazıyı paylaşın!

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir